ilk yazı..

Aslında bu blog işi 2 senedir gündemimde olan bir konu ama bir türlü başlatamamıştım. Sanırım biraz kendine güvensizlik; çünkü ben başladığım işlerin yarım kalmasını sevmem ve gerçekten bu konuda ne kadar disiplinli davranabileceğimden emin değilim. Blog yazmak benim için, böyle sürekliliği olması gereken, günlük/haftalık falan özel vakit isteyen birşey. Hadi ben yazdım sonra 3 ay sonra tekrar aklıma geldi yazdım yapmak bana göre değil. Bana göre değil derken; ben böyle yaparsam, muhtemelen siz ordan bunu okuyorken herhangi kötü/ters birşey düşünmeyeceksiniz ama benim içim içimi yiyecek. Bilinçaltım habire bana bak bugün de ya da bu hafta da yazmadın diye söylenip duracak 😦 İşte böyle bir ruh halindeyken, yüzlerce işimin olduğu ve nedense burnumun ucunu dışarı çıkartmak istemediğim bir cumartesi günü, canım arkadaşım Pelin’in de (ki kendisi bunu başlatmamı 1 senedir söylemekteydi ) kendisine bir blog açmış olmasının gazıyla oturdum aldım account’u başladım.. Hadi hayırlısı 🙂

İlkokuldayken çok güzel kompozisyon yazardım ben. Hatta Bornova’da ve İzmir’de ufak tefek yarışmalara bile sokmuşlardı yazılarımı. Sanki bişeyler kazandım diye hatırlıyorum ama bu da yine bilinçaltımın bana bir oyunu olabilir 🙂 Sonra senelerce hiç yazmadım.. 2 sene önce, muhteşem Symi’de (ki o ayrı bir başlık kesin olacak) muhteşem Marathounta’da yüzürken, Derya’cım bitmek bilmeyen çenemden baymış olsa gerek (ne çok konuşmuştum hakkaten ya) ya sen bunları yazsana hem kalemin nasılmış görmüş oluruz demişti. “hem kalemin nasılmış görmüş oluruz..” İşte tam 2 senedir bu cümle beynimde dönüp dönüp duruyordu. Sonra geçen yaz, Rusya turu sırasında gemide geçirdiğim gecelerde, gördüklerimi, daha çokta hissettiklerimi facebook’ta yazınca, işin açıkcası beklediğimin çok üstünde bir ilgi (ilgi de demeyelim de, beğeni ya da merak uyandırma belki) görünce iyiden iyiye kafama yattı bu iş. Bir de tabii; “bunları yazmanın yeri facebook değil, herşeyi yerli yerinde kullanman lazım Tülin” düşüncesi habire dürttü ne yalan söyliyeyim. Bazen gerçekten fazla takıntılı olduğumu düşünüyorum (burda bazen mi diyenleriniz olduğunu da duyar gibiyim 🙂 )
image1

Neyse ilk yazıyı çok uzatmayacağım.. 19 derecelik bir şubat akşamında, balkondan sevgilerle 😀


One thought on “ilk yazı..

Leave a comment