Palovit, Ayder, Pokut, Çamlıhemşin, Elevit, Fırtına Vadisi/Deresi, Zil Kale, Taş köprüler, Kaçkarlar..
Büyüleyici Rize..
Herşeyden önce, eğer yayla gezicem diyorsanız Rize’ye 4×4’den başka bir araçla kesinlikle gelmeyin. Mevsim bağımsız (ki eminim kış dönemi çok daha kötüdür) 4×2 bile değil, illa 4×4. Rehberiniz yörenin her şartını çok iyi bilen biri olsun. Yok öyle değil mi, o zaman mesela Çamlıhemşin merkezde bulunan ve büyük tur şirketlerine yerel rehberlik yapan birileriyle anlaşın ve yanınıza alın. Ha bi de, mutlaka 2’den fazla ayakkabı olsun yanınızda 😉😃 İhtiyaç varsa mide ilaçlarını ve ayı ya da domuz için korunma malzemelerini de unutmamak lazım. Bu sonuncusunu yerel rehber ile halledebilirsiniz bence 👍 Bu kadar büyüleci güzellikteki yerlere ulaşımın hele de “milli park” olarak tanımlandıktan sonra bu kadar bakımsız ve bitap, bu kadar doğaya bırakılmış olması çok büyük hata bence ama neyse. Bazılarınızın öyle olmasa o doğal güzellik bozulur dediğini duyar gibiyim ama o iş öyle değil. 13-15km’lik yolların 1-1,5 saat sürmesinden bahsediyorum. Bu kadar değil..
Neyse ne diyorduk, büyüleyici Rize. İnsanın nefesini kesecek kadar büyüleyici.
Fırtına vadisi boyunca ilerlerken, dere boyunca rafting ya da zipline yapabileceğiniz pek çok tesis var. Rafting yaklaşık 2 saatinizi alacaktır. Parkur oldukça basit, hele daha önce rafting yaptıysanız önceliğiniz doğa olacağından değmeyin keyfine. Ancak botlar ve sizinle beraber bota binen guide’lar pek öyle güven telkin etmiyor aklınızda bulunsun. Zipline işini baya iyi yapıyor yöre halkı. Dik yamaçlardaki çay tarlalarından çayı aşağı yollamak için de aynı yöntem kullanıldığından, bu konuda içiniz rahat olsun. “Kaz uçar da, Laz uçmaz mı?” diye bir tabela görünce durmadan edemedik.. Rafting neyse de, benim gibi ayağının altının kapalı olması (altımı görmemem lazım yani) gereken birinin zipline yapma macerası, o karadan ayrılışımdaki panik atak gerçekten izlenesi. Bakmayın fotoğrafta güldüğüme, yaşadığım dehşette fotoğraflanmış inanın 😂😂 Birde, vadi boyunca bu tesislerin hemen hepsinde alabalık da yiyebilirsiniz. Kiremitte tereyağlı kırmızı benekli alabalık tavsiye ederim 👌👌
Ayder’in fazla tanınmış olmasından mütevellit biraz yapılaşmış ve bakirliğini kaybetmiş olduğunu kabul ediyorum. Yine de, gün doğumunda oturup tam karşısında yüzlerce metreden süzülen Gelin Tülü şelalesini (suyun yere düşüş şekli gelin tülüne benzediği için böyle bir isim konmuş) dinlemek ve mavi, yeşil (yemyeşil) ve beyazın oluşturduğu inanılmaz manzarayı izlemek, bence dünyada kendiniz için yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri..
Ama civarın bence en güzel şelalesi, tartışmasız Palovit.. ~15m yüksekten dökülen bu şelale, yanında bulunduğunuz her saniye sizi yaşam enerjisi ile dolduruyor. Şanslı olupta tur grubuna rastlamazsanız, uzuun uzun kendinizi su sesine bırakıp ruhunuzu temizleyebilirsiniz 👌👌
Oldukça sarp bir tepe üstündeki Zilkale, bir gözetleme ve savunma kalesi olarak yapılmış. Buradan, olası saldırılara karşı işaret ateşleriyle haber gönderilirmiş. Ben baya en tepesine kadar çıktım ama ufukta ne deniz, ne başka bir işaret kulesi ne de başka birşey göremedim. Kale mi, tabiki diğer hepsi gibi inanılmaz bakımsız durumdaydı.
Yol boyunca, dere üzerinde onlarca taş köprü görüyorsunuz. Ben hepsinde durmak istedim hepsinde. Böyle bir zamanımız olmadığından, tabiki hepsinde duramadık. Eğer sizin olacak olursa bence hepsinde durun. Hemen hepsinin çok eski birer tarihi ve dinlemesi çok keyifli hikayeleri var. En ünlüsü, Şenyuva (Cinciva) köprüsü. Diğerlerine buradan bakabilirsiniz..
Elevit ve Pokut yaylaları.. Anlatılmaz yaşanır. Yazdığım tüm tasvirler az kalıyor siliyorum gerçekten. Gidip görmeniz lazım. Pokut’ta bulutların üzerinde kahveni yudumlarken, 5 dakika sonra dağılan sisle doğanın seni dünyadan uzaklaştıran görüntüsünü nasıl anlatayım nasıl hissettireyimki?? Ya da Elevit’te köy kahvesinde bir bardak çay içip soluklanırken Memet amcanın anlattığı hikayenin ruhunda bıraktığı tadı nası anlatırımki?? Gidin görün, tadın, hissedin, dinleyin, koklayın, içinize çekin dolu dolu..







