Norveç – Been and Back again..

Yanılmıyorsam üniversite son sınıftaydım (ya da yeni mezun olmuştum) Kuzey Işıkları ile ilgili ilk belgeseli izleyip, ilk fotoğraflarına bakmaya başladığımda. Hani ölmeden önce görülecek yerler listemiz vardır ya kafamızda, işte benimkinin 1 numarasına o zaman oturdu kuzey ışıkları ve o günden bugüne hiç değişmedi. Pahalılık, soğuk (İstanbul’da 2 damla kar yağsa, mümkünse evden çalışan bir İzmir’li olarak büyük bir konu bu benim için. Soğuğu sevmediğimden ya da üşüdüğümden değil, karda/buzda yürümeyi beceremediğimden 🙂 ), ulaşım zorluğu, denizden ne çıksa yerim ama somon en favori balığım değil, en önemlisi de gidipte görememe riskini sürekli birer bahane olarak kullanmış olsam da,  beynimdeki “gitmen lazım” diye bağıran ses hiç azalmadı. 4 yıl önce, tam bu zamanlar, bir arkadaşımın facebook’ta paylaştığı “Alternatif Yılbaşı Programları” başlıklı ve kuzey ışıkları konulu bir yazıyı okuduğum anı o kadar net hatırlıyorum ki, tamam demiştim, artık bu işe ciddi şekilde bir el atmanın zamanı geldi Tülin.. Sonrasında daha detaylı araştırmalar, izlenen belgeseller, dost meclislerinde yapılan sohbetler, ikna çabaları, okunan yazılar/makaleler/bloglar, piyasa araştırmaları, kampanyalar, turlar, bütçe hesaplamaları/planlamaları vs vs.. Varılan sonuçta; seçilen yer: Tromso, Norveç seçilen tarih: 17-22 Aralık 2016

Yer ve tarih gibi 2 majör konu netleşince, içini doldurmak bir nebze daha kolay oluyor. Uçak saatlerinin de etkisi,  gitmişken Oslo’yu da görmüş olalım düşüncesiyle birleşince alttaki gibi oldukça yoğun bir program hazırladık.

img_1402

Biz bu geziyi tamamen kendimiz planladık. Yani paket bir tur satın alıp çıkmadık yola. Seçimlerimizi ve hikayelerini ayrıca anlatacağım ama önce biraz genel bilgi vereyim, bana anlatılanları ve gördüklerimi sizinle paylaşayım;

  • Öncelikle Norveç gerçekten pahalı bir ülke. Avrupa’nın en pahalısı, dünyanın da Yeni Zelanda’dan sonra 2. pahalı ülkesi. Düşünün, İsveç’e ucuz, İsveç’lilere de fakir diyorlar 🙂 Aslında, 1970’lerın başında petrolü bulana kadar çok çok fakir bir ülkeymiş. Ne olduysa doğal olarak bundan sonra olmuş. Refah düzeyi o kadar yükselmişki, bugün dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir norveçli herhangi birşey almak istediğinde (bunun bir ferrari ya da lüks bir ev olması farketmiyor) herhangi bir güvence vermesi/göstermesi gerekmiyormuş. Norveç’liyse nasıl olsa öder/ödeyebilir diyorlarmış. Bir otobüs şoförünün ayda 6500€ maaş aldığını da düşününce, tur rehberinin neden bu kadar pahalı sorusu ile ilgili kurduğu şu cümle çok net anlam kazanıyor; “Simply they can afford anything”
  • Hizmet sektörünün neredeyse tamamında norveçliler çalışıyor. Yani herhangi başka bir avrupa ülkesindeki gibi, gittiğiniz restorandaki garsonlar ya da hediyelik eşya dükkanlarındaki satış görevlileri, resepsiyonistler yabancı kökenli değil, hepsi norveçli.
  • Blogları okuduğunuzda, norveçte insanların çok depresif, mutsuz ve huysuz olduğu yazıyor hep. Bence değiller, ama ilk adımı atmıyorlar evet. Yani kimse sana günaydın demiyor ya da gülümseyip başıyla selam vermiyor evet ama sen günaydın dersen gülümseyerek karşılık veriyorlar. Hele birşey soracak olursan, yardımcı olmak için neredeyse bir akdenizliden daha fazla çaba sarfediyorlar. Ha bu arada, insanlar güzeller. Irk güzel yani. Çok güzel. Hatta çok çok güzel 😀
  • İstisnasız hepsi anadilleri gibi ingilizce konuşuyor. Dolayısıyla iletişimde hiç sorun yaşamıyorsunuz.
  • Para birimi NOK (Norveç Kronu) € (Euro) neredeyse hiçbir yerde geçmiyor. Herkes herşeyi kredi kartıyla alıyor. Sokak satıcılarının bile pos makinaları mevcut. Sadece otobüse biletsiz binerseniz NOK vermeniz gerekiyor. Hani duraklardan bilet almadan otobüse atladığınız durumlardan bahsediyorum. Gidecek olursanız bence hiç boşuna nakit para almayın yanınıza.
  • Güneyde Oslo-Bergen bölgesinde yetişen 4-5 çeşit meyve (en popüleri yeşil elma) ve biraz patates haricinde Norveç’te hiç bir şey yetişmiyormuş. Yani yiyeceğiniz hemen her şeyin ithal olduğunu bilin 🙂
  • Genel olarak yemek kültürü başta somon olmak üzere balık (biraz deniz böceklerinden de var ama bir akdeniz gibi değil tabiki) ve geyik (reindeer ve moose) üzerine. O geyiğin her şeyini pişiriyorlar. Ben hiç tatmamıştım geyik daha önce, baya sevdim diyebiliriz 🙂 Norveç; İzlanda, Rusya ve Japonya ile beraber hala balina avlaması yapan dünyadaki 4 ülkeden biri. Dolayısıyla menülerde balina da bulabiliyorsunuz. Bizim tatma şansımız olmadı ama kime sorduysak da güzel değil dedi zaten 😛 Bu arada, marketlerde geyik ve diğer balık çeşitlerini kurutulmuş ya da vakumlanmış olarak çeşit çeşit, boy boy bulabiliyorken, balina eti bulmanız oldukça zor.
  • Market demişken, gittiğiniz bir markette norveç malı olmayan bir şey (meyve sebze dışında) çok az bulabiliyorsunuz. Bulsanız da çılgınca pahalı oluyor. Norveç hükumeti, üreticileri korumak ve üretimi desteklemek adına ithal edilen her şeye ciddi vergi koyuyormuş (bunu bir norveçliden dinledik, o ciddi vergi diyorsa verginin boyutunu hayal etmeyi size bırakıyorum) Yani mesela markette yabancı bisküvi görmüyorsun raflarda, görsen de 2-3 çeşit hepsi o. Ama çeşit çeşit norveç kurabiyesi var o da ayrı 🙂 Hal böyle olunca, norveçliler haftasonları atlayıp arabaya İsveç’e market alışverişine gidiyorlarmış. Zaten İsveç ucuz da 😀 Ha bu arada, benzin pahalı. Onun nedeni de, petrole konan sigortaymış. Hükumet petrol sektöründe çalışanları koruma altına almak adına bir sigorta sistemi kurmuş. Hem çalışanların maaşlarından hem de kullananlardan vergi yoluyla bu sigorta fonuna para aktarıyormuş. Bu sayede, dünyada son dönemdeki petrol krizinden Norveç neredeyse hiç etkilenmemiş. Yinede orta vadede petrolü bırakıp yeni kaynak ve teknoloji dallarına bir yönelim olacakmış. Elektrik üretimi de başı çekecekmiş bu yeni sanayide.
  • Şehiriçi ulaşım oldukça kolay. Heryere giden otobüs ya da metro bulabiliyorsunuz. Havaalanı-şehir ulaşımları da diğer tüm avrupa ülkelerindeki kadar kolay ve rahat. Hepsi için, 2 ve daha fazla kişiden oluşan bir grupsanız taksi tercih edebilirsiniz. Aynı paraya hatta bazen daha ucuza geliyor, hem de kredi kartıyla ödeyebiliyorsun. Ama Pazar günleri hariç. Pazarları taksilerde 2 kat fazla yazıyor taksimetre 🙂 Tek sorun öyle elimi kaldırdım taksi dursun gibi bir durum yok. Bir yerlerden telefonla çağırman (rica edersen herkes yardımcı oluyor), ya da taksi durağı bulman gerekiyor.
  • Su her yerde bedava. Aksini belirtmediğin, özel olarak pet şişe istemediğin sürece musluktan getiriyorlar zaten. Burdaki değme kaynak suyundan daha lezzetli ben size diyim. Ben her gezinin sonunda “bi eve döneyim, kana kana su içeceğim” derim, bu sefer demedim 😀 o kadar güzel yani. Bir de kahve.. 7/24 bulabildiğin (Oslo’da değil ama Tromso’da) ve bedava olan birşey de kahve. Bir de çok başarılı çekirdekler. Ben aldım getirdim mesela, Grünerlokka bölümünde detaylarını bulabilirsiniz.

Giderken biz neler aldık yanımıza, nasıl hazırlandık buradan okuyabilirsiniz isterseniz.

Bir konuda anlaşalım 🙂 Benim fotoğrafçıklıkla pek aram yoktur. Hatta fotoğraf için gayet “insan için sanat” felsefesini benimsemiş biriyim. Burada gördüğünüz fotoğraflar ya iphone ile ya da sağolsun eniştemden ödünç aldığım nikon ile çekilmiş durumda. Gittiğim coğrafyada havanın aydınlık olduğu zaman diliminin kısalığını ve aydınlık seviyesinin azlığını da düşünürsek, belki gitmeden önce benden biraz daha fazla fotoğrafçılık çalışması yapmanız faydalı olabilir. Ha ama ben photoshop bilirim, bozuk olsa da düzeltirim, renkleri ayarlarım falan derseniz o ayrı. Bende o da yok 🙂 Gördüğünüz ve göreceğiniz fotoğraflar/videolar hiçbir işlem görmemiş durumdalar. Yinede, eve dönüpte fotoğrafları büyük ekranda görünce, bazılarının benim elimden çıkmış olduğuna inanamadım ben 🙂

Oslo – Kuzeyin Başkenti;

Tülin’ce Oslo’nun detaylarına buradan ulaşabilirsiniz..

Şimdi bu yazıyı yazarken çok net anladım ki, küçükte olsa Oslo gezisi için 3 gün ayırmak lazımmış. 5 günlük bir Norveç gezisinde 3 gün değil tabii 🙂 Sadece Oslo’ya gidicem ya da zamanım bol derseniz 3 günden az yapmayın planınızı demek istiyorum sadece. Ben 1 gün ile bıraktığıma pişman mıyım derseniz, kesinlikle HAYIR.. Muhteşem bir 3 gün 3 gece var önümde. 69. paralele, Tromso’ya uçuyorum..

Tromso – Long Lasted Dream..

Tülin’ce Tromso’nun ve Tromso’daki tüm yaptıklarımızın detaylarına da buradan ulaşabilirsiniz.

Yok ben o kadar okuyamam, fotoğraf ağırlıklı bakmak istiyorum derseniz;

Whale Watching için buraya,

Dog Sledding için buraya,

Kuzey Işıkları için de buraya tıklayabilirsiniz.

Şehir detayları ve Fjord turu fotoğrafları için ana yazıya gitmeniz lazım 🙂

 

 

 

 

 


One thought on “Norveç – Been and Back again..

  1. merhaba tülin hanım,

    diğer yazılarınız gibi bu yazıyı da keyifle okudum.. pilates hocamla birlikte bizim de kuzey ışıklarını görme, tanrının yaptığı animasyonun altında yeşil hayallere dalma planımız var.. 25-29 nisan arası gidersek kuzey ışıklarını görebilir miyiz? biz ışıkların altına çadırımızı kurup matımızı sermek istiyoruz.. tromso iklim ve kültür olarak kamp yapmaya elverişli bir yer midir?

    norveçlilerin petrolden dolayı çok zengin olduğunu, norveç sıkıcı bir yer olduğu için parayı nereye harcayacaklarını bilemediklerini okumuştum.. her şeyin bu kadar pahalı olması muhtemelen alım gücünün fazlalığından kaynaklanıyordur.. neden bu parayla mültecilere yardım etmiyorlar anlamıyorum.. bize 1 trilyon dolarlık bor madenini çıkartmayanlar neden norveç’e karışmıyor, bu paraya salça olmuyor anlamıyorum..

    https://www.bloomberg.com/news/articles/2013-11-26/norway-debates-800-billion-wealth-fund-s-investment-options

    yeni yazılarınızı merakla bekliyorum.. umarım bir gün bizim kırıkkale’ye de gelir ve buranın güzelliklerini anlatan bir yazı yazarsınız..

    dünya beşten büyüktür..

    Like

Leave a reply to Selin Cancel reply